Efsane Futbolcularımız (eskilerden)

AYHAN ELMASTAŞOĞLU

İzmir’de yetişen futbolcuların büyük bölümü nedense hep kalburüstü
tabir eidilen cinsten oluyorlar.herhalde bu bir ekol meselesidir. Elmastaşoğlu da bunlardan birisidir.Teknik üstünlüğü ilk başta göze çarpan özelliklerindendi.Top alışı , verişi rahat ve göz okşayıcıydı.Futbolu zora sokmadan oyunuyor,pasları sanki önceden hesaplı.

Ayhan Elmastaşoğlu, Galatasaray’da her maçını güzel oynadı.Kapris ve egoizmden uzak oyunu ile takımına faydalı oldu.Bilinçli futbol oynadığı için daima üst seviyelerde kaldı.

—————————————————————————-

—————————————————————————

BODURİ

Asıl adı Nikola Büyükvafiadis’ tir. Boyunun kısalığı nedeniyle kendisine takılan ” Boduri ” lakabı ile bilinir. Futbola Beyoğluspor’da başlamıştı. İnanılmaz derecede yetenekli ele avuca sığmaz bir oyuncuydu. O kadar iyi bir ayak hakimiyetine sahipti ki, yağmur yüzünden salonda yapılan çalışmalarda topu eliyle atar gibi basket yapardı.

Galatasaray’a 1938-39 sezonunda gelmişti ve ne yazık ki üçüncü sezonunu bile tamamlayamadan, vefat etmiştir. Boduri’nin ölümü tam bir trajedidir.

O sırada asker olan Boduri, birliğinden izinli olarak gelip
oynadığı Beyoğluspor maçından sonra kışlasına dönerken, kar altında yürüdüğü uzun yol nedeniyle zaatüreden ölmüştü! Boduri henüz 21 yaşındaydı.

O yıllarda henüz pek çok ilaç bilinmediğinden, zaatüre öldürücü bir hastalıktı ve Boduri çift taraflı olanına yakalanınca kurtulamamıştı.
Son maçını, yetiştiği takım olan Beyoğluspor’a karşı oynamış olması da, ilginç bir rastlantıydı.

Onu izlemiş olanlar, daha sonraki yılların büyük yıldız’ı Lefter ile kıyaslamışlardır. Bu kıyaslamada oyunu Boduri lehinde kullananlar da çok olmuştur.

Boduri İstanbul Karması’ nın Taksim Stadı’ nda Budapeşte karması ile yaptığı karşılaşmada oynadığı futbolla Macarların bile hayranlığını kazanmıştı. Büyük Fikret gibi bir yıldızla yan yana oynayan Boduri, rakip takımı adeta sürklase etmiş ve İstanbul karması maçı 5-0 kazanmıştı.
Macar takımını kaptanı ve dönemin büyük yıldızı olan Dr.Saroşi,
” Hayatımda ilk kez bir maçta aciz kaldığımı hissettim. Bu kadar büyük iki yıldızın karşısında oynamaktan daha büyük bir şanssızlık olamaz” demişti.

Süleyman Tekil’den bir anı :
Fenerbahçe’den Galatasaray’a geçerken 9 aylık boykotumu Beyoğluspor’da geçirmişitim. İlkmaçımı Kurtuluş’a karşı oynuyordum. Santrfor Halvacı, yakınlarından birini kaybettiği için o gün takımda yoktu. Sağ iç Bambino ortaya kaymış, ben de bambino’nunyerini almıştım. Sağ açıkta ise BODURİ oynuyordu. Bu ilk maçıydı Boduri’nin. Maç 1-1 bitmiş ancak Boduri’nin maçta varlığı ile yokluğu belli olmamıştı. Zaten bu maçtan sonra da takımda ona yer verilmedi.

Gün geldi boykotum bitti. Galatasaray’da oynamaya başladım.Boduri’nin de arasıra Pera’da oynadığını Pazar sabahları yapılan maçlarda görüyordum.

Çelimsiz hali yokolmuş, teknik yönden o usta futbolculardan kurulu forvete ayak uydurmuştu. Hatta göze batar hale gelmişti. 1938 yılının Mayıs başlarında Galatasaray’ın Yugoslavya gezisi vardı. İlk memuriyetime gireli henüz bir hafta olduğu için Müdür işimden ayrılmama müsaade etmemişti. Benim yerime gidecek bir oyuncu aranıyordu. Muslih Hoca’ya “Boduri’yi götürün” dedim. Ve biraz da aklını çelerek razı ettim. Boduri Galatasaray kafilesi ile Yugoslavya’ya gidip geldi. Hocanın yüzü gülmüyor, kime “Boduri nasıldı desem” dudak büküyordu.

Bu gezi bir süre sonra Boduri’nin Galatasaray’a gelmesine neden oldu. Bu kez aramızda çabuk kaynaştık Boduri ile. Takımı meşhur antrenör Szabo çalıştırıyordu. Boduri de onun tezgahından geçti ve harika bir oyuncu oldu. Öyle ki doyulmaz futboluyla sahada çizdiği tablolar zevkle seyredildi. İki ayağındaki ustalık,zarif vücüt çalımları ile rakibi ekarte edişi, ona,rahat ve düzenli bir futbol oynama imkanı verdiği kadar, takıma da gole gitmenin yollarını kolaylaştırıyordu. Cemil her maçta gol atıyorsa Boduri’nin ikramı sonucudur. Takım farklı galibiyete kavuşuyorsa, Boduri’nin cömert bir gününe rastlanmıştır. “Manita” dediği çalımları öyle kolay ve ustaca atardı ki, karşısında değil bir kişi, birkaç kişi birden yok olurdu. Sonra da o dağıttığı defansta gole giden yolları arkadaşlarına bağışlardı.

1940 yılının 23 Aralık günü Şeref Stadında Beyoğluspor ile maçımız vardı. Boduri’de bir gün önce askere alınmış ve Sirkeci’deki İkmal Merkezine gönderilmişti. İkmal Merkezinde Galatasaraylı Yüzbaşı Muhittin Şahinbaş vardı. Boduri’nin maçta oynamasını istendiği için, Yüzbaşıya rica edildi ve Yüzbaşı Boduri için izni kopardı. Boduri pazar günü kulübe geldi. Sulukarlı çok soğuk bir günde ince bir tulumla gelmişti ve öyle de dönecekti birliğine. Maçtan sonra hafif bir titreme geçirdi. Birliğine sabah gitmesi için girişimde bulunuldu ama sevkiyat gece yapılacağı için bu rica kabul edilmedi. Tüm arkadaşları ile vedalaşan Boduri Ömer Besim’in refakatinde birliğine gitti.

Gidiş o gidiş… O gece yarısı Kilyos’daki birliğine giderken yolda fenalaşan Boduri, Gümüşsuyu Askeri Hastenesine kaldırılmıştı. Onu son kez hastanede ziyaret ettik o kadar…

Bu maçtan sonra ben de futbolu bıraktım. Garip bir rastlantı, Boduri ile ilk maçımızı da son maçımızı da beraber oynamıştık…

Hem Beyoğluspor’da, hem de Galatasaray’da.

Diğerleri ve daha fazlası için konuya tıklayın…

Okumaya devam et